Manşet

'Adnan' videosunda 'sahte rapor'la suçlanan Şebnem Korur Fincancı: İşkence görenin kim olduğu, işkence suçunu meşrulaştıramaz

Abone Ol
'örgüt adına sahte işkence raporu hazırlamak'la suçlanan Türk Tabipleri Birliği (TTB) Başkanı Şebnem Korur Fincancı, raporun sahte olmadığını belirterek "İşkence görenin kim olduğu,ne yaptığı işkence suçunu meşrulaştıramaz" dedi. 'Adnan' isimli videoda konuşan örgütün eski üyelerinden Özkan Mamati ve eski İstanbul mali suçlarla mücadele şube müdürü Furkan Sezer, Fincancı'yı 'örgüt adına sahte işkence raporu hazırlamak'la suçladı. 2000 ile 2018 arası örgütte üst düzey konumda bulunan Mamati, videoda adli tıp uzmanı olan Fincancı'nın '1999'da örgüt üyelerine düzenlenen operasyon hakkında 2005'te sahte rapor hazırladığını' iddia ediyor: "Bu kadın olmasa şu an bu örgüt olmayacaktı, ben de burada olmayacaktım." Videoda, Fincancı'ya 'hakkındaki iddiaların sorulduğu ancak TTB başkanının cevap hakkını kullanmadığı' öne sürüldü.

'Çok tehlikeli bir duruma kapı aralıyor'

TTB başkanı, video yayınlandığı gün Twitter'dan hakkındaki iddialara cevap verdi.

140Journos'un kendisine ulaşmadığını söyleyen Fincancı, şunları kaydetti:

"İşkence kamu görevlilerinin kasıtlı, korkutma, sindirme amacıyla yaptıkları bir şiddet eylemidir. Fail kamu görevlisi olduğundan devletlerin önleme, uygulamama ve cezasız bırakmama sorumluluğu olan mutlak yasak bir suçtur. İşkence görenin kim olduğu, ne yaptığı işkence suçunu meşrulaştıramaz. Ancak işkenceyi meşrulaştırma çabaları ve cezasızlık işkencenin devam etmesi için yaygın olarak kullanılmakta, işkencenin görünür olması çabalarının değersizleştirilmesi için tüm yöntemler işleme sokulmaktadır Bir belgesel(?)olarak yayına girdiği anlaşılan son dizi de işkencenin meşrulaştırılması için hakikat dışı söylemleriyle kişisel olarak benim düzenlediğim tıbbi değerlendirme raporlarını sahte gibi göstermeye çalışmaktadır. Beni hedefe koyar gibi yapan, ancak son noktada çok tehlikeli bir duruma kapı aralayarak, işkence görenlerin zarar görmesine yol açacak ifadelere yer vermektedir.

'Yıllar sonra işkence tanısı koyabilmeyi mümkün kılan tanı yöntemleri geliştirildi'

Adli tıp uygulamalarında tıbbi değerlendirme; öykü, tıbbi muayene, ruhsal değerlendirme, tetkikler ve bu aşamalarda derlenen verilerin tartışılması, ayırıcı tanı ile sonunda tanıyı içeren bir sonuçtan oluşur.  Bu aşamalar ilk muayenelerde olmadığında eksikler tanımlanarak tüm inceleme adımlarının tamamlanması gereğini ifade eden bir değerlendirme de mümkündür. İşkencenin belgelenmesi için sürdürülen araştırmalar aylar, hatta yıllar sonra işkence tanısı koyabilmeyi mümkün kılan tanı yöntemleri geliştirilebilmesini sağlamıştır. İstanbul Protokolü de tüm bu aşamaları ve yöntemleri içeren bir kılavuzdur. Zarar verdiği ve zarar gördüğü iddia edilen tarafların varlığında bu taraflardan biri istediği olmadığında düzenlenen tıbbi belgeyi, kimi zaman da bu belgeyi düzenleyeni, kurumları değersizleştirmeye, bu olayda olduğu gibi nihai olarak işkenceyi meşrulaştırmaya hizmet eder.

'Suçun araştırılmasını akamete uğratmaz'

İşkenceyi meşrulaştırmak topluma zarar verecek bir girişimdir. Bir kez meşru görüldüğünde toplumun tüm bireyleri işkence görme riskiyle karşı karşıyadır.  O nedenle işkenceylemücadele eden insan hakları savunucuları kimin kime işkence yaptığından, meşru göstermek için ortaya konanlardan bağımsız ve ayrımsız işkenceyi görünür kılmak için uğraş verirler.  Bir yargılama sürecinde olması gereken işkenceyle kanıt toplamak değil adil yargılama ile sürecin yürütülmesidir. Bir suç iddiasının araştırılmasında işkence görenlerin varlığı ve işkencenin görünür kılınması suçun araştırılmasını akamete uğratmaz. 

'Bu tür iddialarla on yıllardır karşılaştım'

Tam tersine işkence uygulaması mutlak yasak olmasına rağmen devam ettiğinde, cezasız bırakıldığında ve suça dair delillerin uygun yöntemlerle toplanması yerine getirilmediğinde o iddia edilen suçun da örtbas edilmesine yol açar. Sahte rapor iddiaları da bu tıbbi belgelerin değersizleştirilmesi için yaygın olarak kullanılmaktadır. Yalnız bu ülkede değil, dünyanın pek çok ülkesinde bu tür iddialarla on yıllardır karşılaştım. Yapılan soruşturmalarda düzenlenen bütün raporların tıbbi bilgiye ve araştırmaya dayalı sonuçlar olduğunu kanıtlamış olsam da her seferinde denemekten vazgeçmediler, belli ki vazgeçmeyecekler.

'Uzmanlık alanından görüşler ve ilgili tetkiklerin değerlendirmesiyle hazırlandı'

Diziyi hazırlayanlar öyle olduğunu iddia etse de ne yazık ki bana ulaşmadılar. Herhangi bir açıklama isteği de olmadı.  İlgili tıbbi belgeleme süreci tümünde her zaman uyguladığımız gibi tıp biliminin olanakları ile ve birçok uzmanlık alanından görüşler ve ilgili tetkiklerin değerlendirmesiyle hazırlanmıştır. Elbette bu raporlar tıbbi ortamlarda tartışılabilir. Yeni tetkikler varsa değerlendirilir. Bir bilimsel yayının tartışması bilimsel ilkelerle yapılır ancak işkencenin meşrulaştırılması için kullanılamaz.  Uygunsuz bu süreç ve sosyal medyada emek verdiğimiz kurumları da içine alacak biçimde yürütülen karalama kampanyası ile ilgili hukuki girişimlerde bulunacağımı da buradan paylaşayım."

140journos cevap verdi

140journos'un hesabından paylaşımın altına Fincanı'ya video yayınlanmadan bir hafta önce mail atıldığı belirtilerek cevap verildi.

https://twitter.com/140journos/status/1756670515949748286