Loading...
Ukrayna istilasının sorumlu gösterildiği enflasyon değerleri Alman toplumunu hiç olmadığı kadar pesimistliğe sürükledi. Zira insanlar sadece muhtemel senaryoları konuşmuyor, bilakis, cüzdandaki eksilmeyi bizzat hissediyor.İlginç olan bu kötümser havanın pandeminin başında dahi sadece %14’lerde olması. Söz konusu anketin yazarı Marcus Jacob’un ifadesine göre, Ukrayna istilasının sorumlu gösterildiği enflasyon değerleri Alman toplumunu hiç olmadığı kadar pesimistliğe sürükledi. Zira insanlar sadece muhtemel senaryoları konuşmuyor, bilakis, cüzdandaki eksilmeyi bizzat hissediyor. MARKETLERDE YÜKSELEN FİYATLAR, TÜKETİMİ YENİDEN ŞEKİLLENDİRİYOR Uzmanlar, ekonomideki dalgalanmanın ülke genelinde yarattığı kötümser havanın tüketim alışkanlıklarını topyekûn değiştirmesinden endişe etmekte. Gerçekten de bugün markete gittiğinizde bir evin ihtiyacı olan sıradan ürünlerin hemen hepsine daha fazla para ödüyorsunuz. En sık verilen örneklerden biri, tereyağı. Yaklaşık altı yıl önce Almanya’daki Erasmus stajım sırasında 1 Euro olan 250 gr’lık ürünler, bugün 2 Euro’nun üzerinde. Fiyatların zaman içerisinde yukarı tırmandığını tüketici olarak yıl be yıl hissediyorduk. Ancak bu durum hiçbir zaman kemerleri sıkmaya götürecek düzeye ulaşmamıştı. Oysa bugün gelinen noktada, sebze ve meyveden temizlik malzemelerine kadar neredeyse her ürüne daha fazla para ödeniyor. Tuvalet kâğıdı, çamaşır deterjanı gibi ürünlerde tanıdık markaların değişken fiyatları tüketiciyi şaşırtmış duruma. Bir Insa anketine göre her altı kişiden biri artan fiyatlar sebebiyle öğün atlamaya başladı.[1] Her türlü alışverişinde son sentine kadar hesabı tam yapan böylesi bir kültürde -Türkiye’nin yanında sıradan saydığımız- bu fiyatlara uzun vadede nasıl bir tepki verileceği merak konusu. OTOBAN MEMLEKETİNDE BENZİN SORUNSALI Pahalılık sadece marketlere hapsolmuş bir sorun değil elbette. Hız sınırının olmadığı otobanlarıyla nam salmış Almanya’da benzin fiyatları aldı başını gidiyor. Akaryakıt fiyatları 2000’li yıllardan bugüne görebileceği en yüksek sınıra ulaştı.[2] Özellikle Ukrayna-Rus Savaşı’nın patlak vermesiyle ülke, 2022’nin neredeyse her haftasını zamlı fiyatlarla kapattı. Enflasyonun üst limite ulaştığı mayıs ayında benzinin litresi 2.36’yı gördü. Bu da bir şey mi demeyin. Zira İstanbul’un dur-kalk trafiğinde harcanan benzin ne kadar normalleştiyse (!), Almanya’da her gün 50-100 km gitmek de o kadar normal. Öyle ki, otoyolun girişinde almayı ertelediğiniz benzinin tutarı, otoban çıkışındaki istasyona kadar eskisini mumla aratır hale geldi. Hal böyle olunca, uçan fiyatlar karşısında vatandaş şaşkına döndü. Ve tahmin ediyorum on yıllardır düşünmediği bir şeyi ilk defa bu sene düşündü/düşündürüldü: Pahalılık gerekçesiyle toplu ulaşım. 9 EURO’YA ALMANYA GEZİLİR Mİ? Federal Almanya hükümeti, Rusya ve Ukrayna çatışması sonrası soğuk savaşa dönen piyasada cüzdanları rahatlatmak amacıyla sıra dışı bir uygulama başlattı. Ülke genelinde her türlü toplu taşıma aracının kullanımın ücretini herhangi bir bölge, eyalet ya da zaman sınırı olmaksızın 9 Euro’ya düşürdü.
Almanya’da ülke genelinde her türlü toplu taşıma aracının kullanım ücreti 9 Euro’ya düşürdü. Uygulamanın ilk iki haftasının resmî tatille çakışması sebebiyle şehirlerarası hatlarda yoğunluk yaşansa da şimdilik her şey normal görünüyor.Kapsamın genişliğine bakılırsa bu 9 Euro’luk ücret sadece sembolik. Otobüsten tramvaya, bölgesel trenden metroya, Almanya sınırları içindeki her türlü toplu taşıma aracı tek bir biletle kullanılabilecek. Uygulamanın ilk iki haftasının resmî tatille çakışması sebebiyle şehirler arası hatlarda yoğunluk yaşansa da şimdilik her şey normal görünüyor. 80 milyonluk ülkede bugün itibariyle 21 milyonu aşkın 9 Euro’luk bilet satıldı. Uygulama yürürlüğe konulurken, Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarını kapsayacağı belirtilse de beklenti indirimli fiyatların devam edeceği yönünde. BEDAVA TOPLU ULAŞIM ULUSAL KAYGIYA ÇÖZÜM MÜ? Gıda ve Tarım Bakanı Cem Özdemir (Grüne) de dahil olmak üzere pek çok uzman, fiyatların bir süre daha artmaya devam edeceğini tahmin ediyor. Yıl bitmeden enflasyonun çift hanelere çıkması kuvvetle ihtimal. Oysa, son elli yılda defalarca eksilere düşen enflasyon değerindeki bu artı ivme, Alman toplumunun tam da kalbine, yani ekonomisine kaygı okları atmaya devam ediyor. Tarım, gübre, enerji, ulaşım, nakliye gibi ürünleri rafa getiren her alanda yaşanan bir tıkanıklık söz konusu. En ünlü ulusal dergiler, zaten para biriktirme konusunda hayli nam salmış Alman vatandaşına biraz daha tutumlu olmanın ipuçlarını anlatıyor. Ve her kriz gibi bu da kendinden ziyade perdenin altında yatan sorunu gözler önüne seriyor: Sistemi. Bir sonraki adım ise, domino gibi bağlı olduğu taşların pimini çekebilir: Avrupa Birliği gibi. Şimdilik es geçiyorum. EKONOMİK ÇIKMAZA DEĞİL, ENDİŞEYE BATMIŞ TOPLUMLAR… Biraz duygusal bir sonuç gibi gözükebilir, ancak benim kaygım Almanya’nın içinde bulunduğu ruh halinin ta kendisi: Endişe. Zira, endişe dediğimiz şey her türlü yalnızlıktan ve farkına varılan boşluktan daha fazla huzursuz edicidir. Söz gelimi, fiyatların artmasıyla pek ala bir süre daha başa çıkılabilir, iş ulus mücadelesine varmadan devlet destekli makul çözümler bulunup süreç atlatılabilir. Devlet makul olduktan sonra! Oysa endişenin çıkış noktası ekonomi ya da nükleer savaş ihtimalinden daha içkin bir yerde yatar. Rollo May’in de dediği gibi asıl sebep, bu dolu dizgin endişe çağında kendi yolumuzu kaybetmek olabilir mi? Örneğin, devletin bekçisi olup iplik gibi çözülerek rekabeti mi pohpolayacağız, yoksa toplum yararına kadim ilkeleri mi savunacağız? Hangisi? Ekonomik krizle hangi ülke nasıl başa çıkacak? İkisi birden olmaz. İşte devlet cisminde yüz yüze gelerek ahu vah ettiğimiz ve gerçekte ilmek ilmek kendi bireysel varlığımızın başına ördüğümüz hayati sorun bu. --- [1] https://www.zeit.de/wirtschaft/2022-06/inflation-deutschland-mai?utm_referrer=https%3A%2F%2Fwww.google.com [2] https://tr.tradingeconomics.com/germany/gasoline-prices