Gündem

Fikret Başkaya yazdı | Parayı yiyebilir misiniz?

Fikret Başkaya yazdı | Parayı yiyebilir misiniz?
Abone Ol
sen merak etme gelecekte çok hastamız olacak diyor… Bu tam bir kepazelik değil mi? Aslında Kamu-Özel İşbirliği [KOİ] denilende kamu diye bir şey yok… Sadece kapitalist şirket var, sermaye var… Bir şey daha var: Bu yöntem, kapitalistleri maaşa bağlamaktır ki, kapitalizmin mantığıyla da çelişiyor… Kapitalist için ‘risk’ ortadan kalkıyor ve kapitalist bir tür memurlaştırılıyor… Buna hazineyi bütçeyi soymak, devleti haraca bağlamak da diyebilirsiniz. Neoliberal kapitalizm nelere kâdirsin denecektir… Bu, yatırımın finansmanını vergi verenlerin sırtına yüklemektir… Yoksulları haraca bağlamaktır…Bu onları ekonomik yıkımın ‘bilinçsiz failleri’ yapmaktır… İnsanların bu saçmalığa alet olmaları, itiraz etmemeleri rahatsız edici değil mi? Velhasıl büyüme, burjuva toplumunun afyonu… Söylediklerim bir yanlış anlamaya neden olmamalıdır… Elbette büyüme gereklidir. Toplumsal ihtiyaçların sürekli arttığı bir dünyada ekonomik büyüme vazgeçilmezdir ama, doğal çevreye olabildiğince az zarar verecek şekilde tasarlanmak, uygulanmak koşuluydu… Aksi halde yaşamın temelini aşındıran bir ekonomik büyümenin, insanlığın ve uygarlığın geleceğini tehlikeye atması kaçınılmazdır… Adı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı diye bir kurum var… Normal olarak öyle bir kurumun doğa tahribatına, ekolojik bozulmaya karşı önlemler alması, doğal çevreyi koruması gerekmez mi? Bizde öyle değil, yıkım bizzat bakanlık eliyle yapılıyor. İşin kolayını bulmuşlar: ÇED Raporu denilenle, tahribatı yasalara, mevzuata uyduruyorlar. ÇED, çevre değerlendirme demek. Konunun uzmanları ‘uygunluk’ raporu hazırlıyor… Aslında orada çevre duyarlılığı diye bir şeyin zerresi bile yok. Sermayenin, daha doğrusu doğal çevre yıkımının önünü açmaya yarıyor… Yıkımı güya ‘meşrulaştırıyor’, kabullendiriyor. Hukuk alanında yapılan itirazlar da pek işe yaramıyor… Zira, politik mahiyetteki bir saldırıya ‘hukuk alanından’ karşı koymak, cevap vermek mümkün değildir…Siyasi bir saldırıya ancak siyaset alanında cevap verilebilir ve bir sonuç alınabilir… O raporları hazırlayan ‘uzmanlar’ doğaya ve topluma karşı suç işliyorlar… Açıkça doğa katliamının failleri… Bu vesileyle uzmanların ne işe yaradığı da hatırlanmaya değer… Sömürü düzeninin ‘uzmanı’ neden yücelttiğini de… Ekolojik tahribat bu rotada, bu hızla devem ederse, geriye kurtarılacak pek bir şey kalmayacak. Her şey metalaştırılıyor, şeyleştiriliyor, parayla alınıp satılan ‘ölü nesnelere’ dönüştürülüyor. Artık paraya tahvil edilmeyen bir şey yok… Bu bir sürdürülemezlik halidir… Arılar yok olduğunda, kuşlar yok olduğunda, son ağaç da kesildiğinde parayı mı yiyeceksiniz?