Adalet Mitingi’ni 5 yıl önce Silivri’de 22 inç televizyondan izlemiştim. Dün yine aynı meydanda Milletin Sesi Mitingi’ni bu kez akredite olarak basın tribününden izlemek ilginçti.
CHP Genel Başkanı Kemal
Kılıçdaroğlu, 9 Temmuz 2017’de aynı meydanda Ankara’da başladığı Adalet Yürüyüşü’nü tamamlamış ve tarihi bir kalabalık önünde Adalet temalı konuşmasını yapmıştı.
O günü Silivri’deki 3 kişilik koğuşta 22 inçlik küçük televizyonda izlemiştik.
Sadece o günü ve konuşmayı değil Ankara’da başlayan ve 25 gün süren o uzun Adalet Yürüyüşü’nü de yine dört duvar arasında izlemiş ve umutlanmıştım.
Dün yine aynı meydandaydım. Bu kez küçük televizyondan değil canlı olarak basın tribününde, meslektaşlarımla, sohbet ederek, yorum yaparak izlemek çok farklı bir deneyim oldu.

İtiraf edeyim ki heyecanlı, duygulu ve zaman zaman gözyaşı dolu saatlerdi benim için.
Maltepe’deki Adalet Meydanı’na Genel Yayın Yönetmenimiz Ali Haydar Fırat ile birlikte Bostancı’dan yürüyerek gittik. Uzun yürüyüşte yalnız değildik. Hava güzeldi ve alana yürüyen, parklarda piknik yapan, güneşlenen insanlar vardı.
Meydana vardığımızda meydan henüz dolmamıştı ama saat 18.00’e yaklaştıkça alan hedeflenen doluluğa ulaştı. Basın tribününden baktığımızda meydan Türk Bayrağı ve CHP Bayraklarıyla kırmızıya boyanmış gibiydi.
Kalabalık da, kalabalığın coşkusu da yerindeydi.
Miting, ilki Mersin’de yapılan “Milletin Sesi” dizinin ikincisi olarak bu tarihte Bursa’da yapılması için planlanmış ancak Yargıtay İstanbul il Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun hapis cezasını onayıp siyaset yasağı getirince, İstanbul’a alınmıştı.
Bu açıdan bu miting de 5 yıl öncesi gibi yine adalet temasının, adalet talebinin Maltepe’den tüm Türkiye’ye yükseldiği bir talep mitingi oldu.
Nitekim Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından önce Gezi’de katledilen gençlerin ve Gezi Davası’nda tutuklananların aileleri meydanı selamladı, konuşma yaptılar. Bu CHP’nin Gezi’yi güçlü bir sahiplenişi ve savunması oldu.
Bakırköy’e ve Silivri’te tutuklu olan Osman Kavala, Mücella Yapıcı, Hakan Altınay, Çiğdem Mater, Yiğit Ekmekçi, Tayfun Kahraman, Can Atalay ve Mine Özerden’e selamlar iletildi meydandan.
Tıpkı 5 yıl önce benim olduğum şartlarda izlediler onlar da dün adalet Meydanı’nda olanları. Heyecanla, umutla…
Meydanı dolduran kalabalığın heyecanı vardı. Çalan şarkılara eşlik edişleri, sık sık “hak, hukuk, adalet” sloganları atışlarından bu belliydi. Ama en önemlisi bu kalabalıkların bir değişimin de habercisi olmasıdır.
Kemal Kılıçdaoğlu’nun konuşması öncesinde toplumun farklı kesimlerinden, meslek gruplarından ve yaşlardan oluşan insanlar yaşadıkları sıkıntıları, sorunları anlattılar kısa kısa. Ve her konuşma ülkenin içinde yaşadığı durumu anlatan özet konuşmalar oldu.
İşte Kılıçdaroğlu bütün bu konuşmaların üzerine çıktı sahneye.
Meydanı dolduran kalabalığın heyecanı vardı. Çalan şarkılara eşlik edişleri, sık sık “hak, hukuk, adalet” sloganları atışlarından bu belliydi. Ama en önemlisi bu kalabalıkların bir değişimin de habercisi olmasıdır.
Konuşmasını doğrudan metinden yapmak yerine, sahneyi canlı kullansa çok daha etili olabilirdi.
Yine de Kılıçdaroğlu konuşmasında geçmişteki sorunları suiistimal eden değil çözüm üreten, her kesimin sorunlarının farkında olan, iktidarın iktidarda kalma ajandasının farkında olan ve onu deşifre eden yaklaşımı da önemlidir.
Kılıçdaroğlu’nun “Dindarı, dinsizi, sofusu, sufisi, Türkü, Kürdü, Arabı, Çerkezi, solcusu, sağcısı, liberali milliyetçisi; ülke elden gidiyor. Birlikte olmak zorundayız.” sözü de; Ve son olarak partisine yönelik özeleştiri içeren; “Ama geçmişte CHP de...” meselesi. Evet, hatalar olmuştur ama Allah şahidimizdir ki bu parti ve yol arkadaşlarım kendimizi geliştirmek için çok çabalıyoruz. İnanmaktan, öğrenmekten ve şükretmekten vazgeçmeyenlerin başına harika şeyler gelir. Tam oradayız!” sözleri tarihsel ana vurgu yapması da önemlidir.
Yine konuşmasının sonunda sanatçılarla söylediği “Güzel Günler Göreceğiz”, “Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz” şarkılar gerçekten topluma umut olması açısından sembolikti.
Konuşması ile ilgili pek çok şey söylenebilir ama konuşmasında yer alan “Bir liderin kibar olmaması gerektiğini söylüyorlar. İyi kalpli olmak, devlet adamı olmak zayıflıkmış gibi gösteriyorlar. Dostlarım biz birlikte iktidar oluyoruz ve ben iktidar olduğumuzda asla değişmeyeceğim.” sözleri de gelecekteki hedefi konusunda samimi ve önemli bir mesajı da vermiş oldu.
Özetle Kılıçdaroğlu her zaman olduğu gibi samimi, içtendi. Ve Kılıçdaroğlu sadece iktidarın değişmesini değil, siyaset yapma tarzının da değişmesini samimi olarak istiyor ve onun için çabalıyor.